14 Eki 2007
1 Eki 2007
Canım Kızım
Şu anda derin bir uykudasın. Uzun zamandır bu kadar güzel bir uykuya dalmamıştın. Bugün karnını doyurabildin, kana kana su içebildin. Anneniz öldüğünden beridir çok zorlanıyorum. Siz daha fazla yaşayabilin diye ,canına kıydığını size anlatmam mümkün değil. Henüz çok küçüksünüz. Sizi dünyaya getirerek çok büyük bir hata yaptığımızı geç de olsa anladık. Koca dünya, suyu biter mi? Koca dünya, aç kalmayız ki diye düşündük. Anneniz öleli 17 gün oluyor. Zaten hastaydı, ölecekti diye düşünmeyin. İyileşmek için daha fazla yiyeceğe ve suya ihtiyacı olduğundan kıydı canına. 2000'li yıllarda sıkça duymaya başladığımız bir konuydu küresel ısınma. Bu gidişe dur demek amacıyla bir protokol imzalanıyordu ülkeler tarafından. Türkiye, Avustralya ve ABD imzalamamıştı 2007 yılına girdiğimizde. Belki Türkiye'nin imzalaması için birşeyler yapabilirdik. Mitinglere katılır, büyüklerimizin anlamasını sağlayabilirdik. Ama yapamadık. Bizim dünyadan daha önemli konularımız vardı o günlerde. Futbol liginde kimin şampiyon olacağı daha önemliydi. O günlerde Cumhurbaşkanımız seçilecekti. Öyle çok insan katıldı ki Cumhuriyet yürüyüşüne. O günlerde neyin daha önemli olduğunu anlamakta güçlük çekiyorlardı. Dünya ölüyordu, onlar nasıl yönetileceklerini düşünüyorlardı. Dünya olmasa, ülkemiz ve nasıl yönetileceğimiz o kadar büyük bir anlam taşımıyordu. 2025 yılına geldiğimizde açlık ve susuzluk had safhaya ulaşmıştı. Herkes, karnını doyurabileceği, su içebileceği yerlere doğru göç hazırlıklarına başladı. Ülke yöneticileri göçlerin önüne geçmeye karar verdiler. Kendilerine bile yetemiyorlardı ki. Göç edip ülkelerine gelenlere nasıl yetsinler? Açlık ve susuzluktan bitkin duruma gelenler ölüme terkedildiler. Bunun üzerine iç savaşlar başladı. karnını doyuranlarla, aç kalanlar arasındaki bu savaşlarda binlerce insan can verdi. Zenginler de öldü, fakirler de. Ülkeler arasındaki savaşların çıkmasına ramak kalmıştı. Çıktı da. Ülkemiz yaşamak için elverişli ülkelerden biri durumundaydı. Önce sınır ülkelerle sorunlar yaşadık. Onlar daha çok su istedi. Biz daha fazla azalttık. Bizim topraklarımızdan çıkıyor diye, tüm suyu sahiplendik. Suyumuz aslında tam olarak yetmiyordu. Yalnızca içmek için kullanıyorduk. Banyo yapmayalı aylar olmuştu. Herkes kokuyordu, herkes hastaydı. Su, yalnızca biraz daha fazla yaşamamıza yetiyordu. Salgın hastalıkların üzerine, bir de savaşlar başladı. Bu savaşlar yüzünden su kaynakları tehlikeye girince, ülkeler ateşli silah kullanmadan savaş yapmaya karar verdi. Herkes tarafını seçecek. İki taraf büyük bir meydanda savaşacaktı. O savaşa beni de götürdüler. Sol kolum orada kopmuştu. Kaybeden taraf su kaynaklarını paylaşmayı kabul etmiş olacaktı. Tüm bu savaşlar, birkaç yıl fazla yaşayabilmek içindi. Dünya, yaşanmaz bir hale geleli yıllar olmuştu. Herkes kendi derdiyle uğraşıyordu. Aile içindeki kavgalarda bile, can veren insanlar oluyordu. Herkes yeteni istiyordu. Kendine yetebilen vermeye yanaşmıyordu. Tüm bu olacakları öngören insan sayısı o zamanlar çok fazla değildi. Onları dinlesek, tüm yaşananları, olmadan durdurabilecektik. Keşke o günlere dönüp düzeltme şansımız olsaydı. Keşke o günlere dönüp, sesimizi daha fazla çıkarabilseydik, ortak derdimizi herkese anlatabilseydik. 28 Nisan 2007'deki mitingi hatırlıyorum. Yüzbinler bekleniyordu. Bu o zamanlarda iyimser bir tahmindi. Milyonların gelmesi gerekirdi. Onbinlere ancak ulaşılabildi. Sonraki aylarda bir miting daha düzenlendi. Belki de bu son şansımızdı. Aylardan Haziran'dı. Yine, umursamayanların sayısı daha fazlaydı. O güzel insanlar, biz anlayabilelim diye ellerinden geleni yaptılar. Açık Radyo dışında destek veren yayın kuruluşu olmamıştı. Diğerleri bize yalnızca dizi izletiyordu. Ne bir uyarı, ne bilinçlendirici yayınlar. Yalnızca daha fazla ratingi düşünüyorlardı. Devlet büyüklerimiz ülke çıkarları adına dünya için birşeyler yapmaktan kaçınıyordu. ABD ne yaparsa, ne derse onu yapıyorduk. Canım kızım. ben artık yanınızda olamayacağım. Kardeşine iyi bak. Siz birkaç gün fazla yaşayabilin diye, ben gidiyorum. Yanaklarınıza öpücük kondurup, çıkacağım bu karanlık delikten.
4 Ağu 2007
Haydi gel
Yoksa kaybolacagım karanlıkta
Belki sisli bır kıs gecesı
Belkı huzunlu bır sonbahar akşamıı
Cesedımı bulacaklar çamurlar arasında
Gelıp sana haber verecekler sasırma
Bir elımde resmın bır elımde sıgara olacak
Belkı ınanmayacaksın
Kalkıp geleceksın sonra bana
Cesedımı gorecek taş kesıleceksınn
Benı affet dıyeceksın
Senı coktan affettımı bılmeyeceksın
Eğilip sarılacaksın soguk vucuduma
İşte o an bır fısıltı duyacaksın dudaklarımdan
SENİ HALA SEVIYORUM AMA ELVEDA !!!
2 Haz 2007
İnsanları sevmenin tek yolu vardır ve o da onları olduğu gibi sevmektir. Ve güzellikte buradadır: Onları olduğu gibi sevdiğinde onlar değişirler. Sana göre değil; onlar kendi gerçeklerine göre değişirler.
Onları sevdiğinde onlar dönüşüm yaşarlar. Değişmezler, dönüşürler. Onlar yeni olurlar, onlar varlığın yeni yüksekliklerine erişirler. Ancak bu onların varlıklarında gerçekleşir ve bu onların kendi doğasına göre olur.
İnsanların doğal olmaları için yardım et, insanlara özgür olmaları için yardim et, insanlara kendileri olmaları için yardim et.
Ve asla hiç kimseye güç uygulamaya, itip kakmaya ve hükmetmeye çalışma. Bunlar egonun yöntemleridir.
OSHO
18 May 2007
İKİZLER BURCUNUN ( YANİ BENİM BURCUMUN ) ÖZELLİKLERİ
Gurubunuz : Hava
Uğurlu gününüz : Çarşamba
Uğurlu sayınız : 5
Uğurlu taşınız : Akik ve İnci
Uğurlu renkleriniz : Sarı, grimavi, açık mavi
Uğurlu çiçekleriniz : Mimoza, çiğdem, zerren
Uğurlu kokunlarınız : Gardenya, yasemin, sümbül
Uğurlu müzik : Modern batı müziği ve çok hareketli parçalar
En bilirgin özelliğiniz : Seziş
En büyük emeliniz : Yazarlık
En büyük hatanız : Gevezelik
En büyük arzunuz : Edebiyat alanında isim yapmak
İkizler burcu insanları her işe yatkınlıkları ve çift karakterleri ile tanınırlar. Entelektüel bir burç olan ikizleri Merküri yönettiği için bu burçta doğan kişiler çabuk düşünür, çabuk hareket ederler. Aynı anda birkaç işi birden yapabilirler. Neşeli ve mutlu oldukları bir anda suratsız yada huysuz olabilirler. Dışarıdan izleyen birkaç kişi onları anlamakta güçlük çekebilir.
Hep haklı olduklarını ileri sürerek görüşlerini değiştirmezler. Bazen tümüyle başka bir tutuma bürünüp bu değişkenlik tavırları ile karşısındaki insanı çileden çıkarılabilecek duruma getirebilirler. Bir konuda bilgisi az olsa bile bu bilgileri ustaca sıralayarak çok iyi biliyormuş gibi gösterebilir. Blöf yapmakta şaşılacak derecede ustadırlar.
Bu burcun insanları her şeyi nitelendirip sınıflandırmak, konuşmaları daha anlamlı kılabilmek için sözcük üretmek isterler. Konuşmak çalışmalarının temel taşı olduğu için özel bir önem verirler. Zihinleri sürekli olarak bir konudan diğerine atladığından sözcükleri bir bağlayıcı öğe olarak kullanmaya önem gösterirler. Rahat konuşma yeteneklerinin gevezeliğe dönüşmemesine çalışmamalıdırlar. Zeki, akıllı ve çekicidirler. Bu burcu tanımlayan cümle "DÜŞÜNÜYORUMDUR" dır. Öğrenmeyi sever entelektüel konuların tümüyle ilgilenirler. En büyük kusurları kararsızlıkları ve yüzeysel tartışmalarıdır. Çalışmalarında fazla ciddi olmaz, kitaplara şöyle bir göz gezdirirler. Sürekli oturup çalışmak onlara zor gelir. Yeni bir şeyler arayıp düşünen bir kafaları olmasına karşın katı konular üzerinde çalışmayı yeğ tutarlar.
Merküri haberleşmeyi yönettiğinden konuşmaya olan düşkünlükleri onların telefonda saatlerce dedikodu yapmasına neden olur. Gazete , radyo ve televizyonda en sevilen konuşmacılar herhalde ikizler burcundandır. İkizler insanları için eğitim doğdukları andan itibaren gereklidir. İyi eğitilmiş ikizler ne kadar hoş ve zarif ise, zayıf eğitim görmüş olanlar da yaşamı başkaları için çekilmez hale getirirler.
Bu burcun insanlarının anı anına uymaz. Değişkenlikten büyük zevk alır ama bu yüzden huzursuz olurlar. Gerginliklerinden ötürü zihinsel ve bedensel rahata kavuşamazlar. Aynı anda ilgilenebilecekleri birden fazla konu varsa mutlu olurlar. Zor zamanda kontrollerini kaybetmez , beklenmeyen çözümleri sağlayabilirler.
İkizler burcu sinirleri olduğu gibi el ve ayakları da yönettiği için düşüncelerini elleri ile biçimlendirmeyi severler. Bedenlerini de kafaları kadar eğitmeli; işe el ayaklarını hareketsiz tutmaya, yavaş yemek yemeye alışmakla başlamalıdırlar.
İkizler eğlenceli konuşmaları, terbiyeli davranışları ile kendilerini hemen sevdirir ama bir yere yada bir şeye bağlı kalmayı sevmezler. Bu yüzden aşk ve aile yaşamlarını pek iyi olduğu söylenemez. Değişikliğe meraklı olduklarından devamlı arayış içindedirler; bu yüzden de ortam değişikliğinden ve gezmeden çok hoşlanırlar.
Paraya özel bir düşkünlükleri yoktur ama güç ve özgürlük için isterler. Kendi paralarına karşı tutumlu olmalarına karşın başkalarının paralarını kolayca harcaya bilirler. Çoğu ikizler fazla maddeci olup kazançları konusunda kurnazca davranırlar.
Bazı ikizler yalana yatkın olurlar. Sevdiklerini, arkadaşlarını çok eleştirirler. Yasal olmayan işlere kolayca bulaşabilirler. Kavgacı değildirler ama tartışmayı severlere. Bu insanlar burçlar kuşağının anarşistleridirler. Ayrıcalıklarını vurgular, kurulu düzene baş kaldırır, kuralları çiğner, kişilere karşı koyarlar. Olgunlaştıkları zaman başkaları ile iyi geçinmek gerektiğini öğreneceklerdir.
Yeteneklerini tam olarak kullana bilmek için hiçbir bağlamaları olmadığını düşünürler. Flörtçü kişilerdir. Aşk mektupları birer edebiyat yapıtı sayılabilir. Evlendikten sonra canlılık istediklerinden ikil duyguları metres ya da sevgilileri olmasına yol açar.
İyi bir gazeteci , radyocu, öğretmen, yazar, sekreter, gezgin satıcı, postacı ya da zanaatkar olabilirler.
Gazetecilik konuşma, yazma ve değişiklik iç güdülerini doğuracağından onlar için biçilmiş kaftandır.
Çocukların ilgisini uyandırabilir, onlara okumaları için birçok kitap verebilir.
İkizler bucunda doğan çocuklar, arkadaşları elma şekeri yerken kitaplar devirirler. Bu çocukların yüzeysel olmalarına ve başladığı işi bitirmeye alışmalarına özen gösterilmelidir. Disiplinden hoşlanmaz , okulda arkadaşlarının konuştuklarını konuşturdukları için sık sık öğretmenden azar işitebilirler. Disiplini ile ünlü okullarda okutulmaları öğütlenir. Bir defter ve bir kutu kalem onları günlerce oyalayabilir tabi başka bir konu bulana dek...
Şifre : Konuşkanlık , yatkınlık, zeka
ikizlerin olumlu huyları : Uyumlu , her işe yatkım,entelektüel , mantıklı, çabuk kavrayan, canlı, konuşkan, eğlenceli, hareketli, yazı yazmaya ve yabancı dillere yetenekli, zamana uyan gençlik dolu
ikizlerin olumsuz huyları : Değişken,huzursuz, kurnaz, yersiz bir biçimde meraklı, kararsız iki yüzlü, sinirlerini kontrol edemeyen, dedikoducu, yüzeysel, diken üzerinde yaşayan.
17 May 2007
ANNE NEDİR ???
Bir erkek çocuğun kaleminden çıkmış, bu kadar olur yani, tam tarif !!!
ANNE, dünyada karşılık beklemeden börek yapan tek insandır.
Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir!
Ne kadar üzsen de 10 Dakika sonra seni affeden zarif bir memeli türüdür.
Yarasın diye muhallebinin içine ciğer katarak çocuğuna yediren manyaklık derecesinde yaratıcıdır.
Kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakar insan dişisidir.
Sevginin güçlerini birleştirdiği sonsuz bakiredir !!
XSENTIUS TAPINAĞI M.Ö I.X. Y.Y.
Gürültü ve patırtının ortasında sükunetle dolaşan sessizliğin içinde huzur bulduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça, gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında vereceğin en iyi karşılık unutmak olsun. Bağışla ve unut ama kimseye teslim olma. İçten ol. Telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. :aptal ve cahil olukları zaman bile dinle onları. Çünkü dünya da herkesin bir öyküsü vardır.
Yalnız planlarının değil başarılarının da tadını çıkarmaya çalış işinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen hayattaki dayanağın odur seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle sevki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.
Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Unutma ki, insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri,sonsuz uzunluktaki bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden fazla değerlidir.
Aşka burun kıvırma sakın; o çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.
Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekini vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olmak bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.
Yılların geçmesine öfkelenme, geçliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya karşılaştığın fırtınalarla değil gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.
Hatırlar mısın doğduğun zamanı? Sen ağlarken herkes sevinçle gülümsüyordu. Öyle bir ömür geçir ki herkes ağlasın öldüğünde sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki bütün kalleşliğine ve pisliğine rağmen dünya insan oğlunun biricik mekanıdır.
CUMHURİYETİMİZE SAHİP ÇIKALIM
"Bankacilar paranin sahte olup olmadigini anlamak icin, parayi isiga dogru tutup icerisinde ATATURK filigrani var mi yok mu diye bakarlar। Siz de bir adamin ne mal oldugunu anlamak icin, onu isiga tutun; bakin bakalim icerisinde ATATURK var mi, yok mu! Icerisinde ATATURK olmayan adamlara iltifat etmeyiniz. Cumhuriyet'e sahip cikiniz ." Ali Poyrazoglu

